Uygulamayı indir

Türk pop müziğinin dönüm noktaları

Türk pop müziğinin dönüm noktaları — Quizo bilgi yarışması blogunda kaynaklarıyla ele alıyoruz.

· güncellendi

Türk popunun hikâyesi, tek bir şarkıyla ya da tek bir isimle başlamaz; her on yılda yeniden kurulan bir sahnenin hikâyesidir. Yabancı melodilere Türkçe söz yazan ilk deneylerden stadyum dolduran megastarlara, kasetçilerden akış listelerine uzanan bu yolda birkaç kırılma anı var ki bugünkü müziği onlarsız anlamak mümkün değil. Bu yazıda Türk pop müziğinin dönüm noktalarını kabaca kronolojik bir hatla, dönem dönem ele alıyoruz.

Türk popu ne zaman başladı?

Yaygın kabule göre başlangıç, 1960'ların başındaki aranjman akımıdır. Aranjman, sözcük anlamıyla düzenleme demek; dönemin pratiğinde ise Batı'da tutmuş bir şarkının melodisine Türkçe söz yazıp yeniden söylemek anlamına geliyordu. Radyonun ve plak şirketlerinin desteğiyle bu formül hızla tuttu; Fecri Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Önal gibi söz yazarları akımın mimarları oldu. İlham Gencer, Ajda Pekkan ve Erol Büyükburç gibi isimler, Türkçe sözlü hafif Batı müziği denen bu yeni türün ilk yıldızlarıydı. Bugünden bakınca aranjman bir tür staj dönemiydi: Sahne, stüdyo ve yıldız sistemi bu yıllarda kuruldu. Eleştirmenler akımı taklitçilikle suçlasa da aranjman, Türkçenin pop kalıbına nasıl oturacağını deneye deneye öğreten bir laboratuvar işlevi gördü; sonraki kuşakların özgün şarkıcılığı bu zeminin üstünde yükseldi.

Aranjman döneminden özgün bestelere

İkinci kırılma, ödünç melodilerden kendi şarkısını yazmaya geçişti. 1970'lerde iki damar birden açıldı. Bir yanda Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar'ın başını çektiği Anadolu rock, halk müziği motiflerini elektrogitarla buluşturarak tamamen yerli bir ses yarattı; Manço'nun Kurtalan Ekspres'le kurduğu yol arkadaşlığı bu dönemin simgelerindendir. Öte yanda pop kanadında özgün beste arayışı güçlendi. On yılın sonuna doğru sahneye çıkan Sezen Aksu, bu arayışın en kalıcı cevabı oldu: Kendi şarkısını yazan, söyleyen ve zamanla başkaları için de yazan bir figür olarak Türk popunun söz-beste standardını o belirledi. Sonraki kuşakların önemli bölümü onun kaleminden ya da ekolünden geçti.

80'ler: kaset patlaması

1980'ler, müziğin taşıyıcısının değiştiği yıllardı. Plağın yerini alan kaset ucuzdu, kolay çoğalıyordu ve Anadolu'nun en ücra köşesine ulaşıyordu. Bu altyapı en çok arabeski büyüttü; Orhan Gencebay çizgisinden gelen tür, Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses'le kitleselleşerek dönemin baskın sesi hâline geldi. Pop bu yıllarda arabeskin gölgesinde kaldı ama boş durmadı: Aranjörlerin elinde synthesizer'lı yeni bir tını gelişti, televizyon müzik programları yıldız yaratmaya başladı ve Sezen Aksu'nun albümleri türün çıtasını belirlemeyi sürdürdü. Bu arada uluslararası vitrin de açılmıştı: Türkiye 1975'ten beri Eurovision Şarkı Yarışması'na katılıyor, her yıl seçilen şarkı günlerce ülke gündemini meşgul ediyordu. Sonuçlar uzun süre hüsran olsa da yarışma, Türk popuna Avrupa ölçeğinde düşünmeyi öğretti. 80'lerin sonuna gelindiğinde pop, patlamaya hazır bir birikim biriktirmişti.

90'lar ve pop'un altın çağı

O patlama 1990'ların başında geldi. Özel televizyon ve radyoların açılması, müziğin vitrinini bir gecede büyüttü; klip çekmek albüm çıkarmak kadar önemli hâle geldi. Almanya doğumlu genç bir şarkıcının, Tarkan'ın yükselişi dönemin simgesidir: Peş peşe gelen albümleriyle satış rekorları kırdı, Şımarık'la Türkçe bir şarkıyı Avrupa listelerine soktu ve Megastar lakabını hak eden ilk isim oldu. Ama 90'lar tek kişilik bir hikâye değildi — Mustafa Sandal, Levent Yüksel, Kenan Doğulu, Sertab Erener ve daha onlarca isim aynı dalganın üzerinde yükseldi. Kadın vokaller de dönemin belkemiğiydi: Sezen Aksu ekolünden geçen genç sesler ve sahnenin usta isimleri, pop repertuvarının en kalıcı şarkılarını bu on yılda kaydetti. Albüm satışlarının milyonla ölçüldüğü, kaset kapaklarının poster niyetine duvarlara asıldığı bir dönemdi bu. Bu on yıl bugün hâlâ pop'un altın çağı diye anılır; dönemin şarkıları nostalji listelerinin değişmez malzemesidir. Uluslararası taçlanma ise 2003'te geldi: Sertab Erener, Eurovision Şarkı Yarışması'nı kazanarak Türkiye'ye ilk birinciliğini getirdi. 2010'da maNga'nın aynı yarışmada ikinci olması, rock kanadının da bu sahnede söz sahibi olduğunu gösterdi.

Dijital dönemde Türk popu

2000'lerin sonundan itibaren taşıyıcı bir kez daha değişti: Önce korsanla sarsılan kaset ve CD piyasası, sonra dijital indirme ve nihayet müzik akış platformları geldi. Bu dönüşüm sektörün bütün dengelerini yeniden kurdu. Kasetçi vitrini ortadan kalkınca müziğin keşif mekânı da değişti: Yeni bir sesi artık mahalledeki dükkân değil, telefon ekranındaki öneri listesi tanıtıyor. Albüm çağı kapandı, tekli (single) çağı açıldı; şarkılar aylarca değil haftalarca gündemde kalır oldu. Listelerin kapısı da genişledi: 2010'ların sonunda rap, akış platformları sayesinde ana akıma taşındı ve pop ile rap arasındaki sınır giderek inceldi. Bugün bir şarkının kaderini radyo programcıları değil, algoritmalar ve dinleyici davranışları belirliyor; sosyal medyada viral olan on beş saniyelik bir kesit, bir şarkıyı zirveye taşıyabiliyor.

Yine de tablonun içinde tanıdık bir süreklilik var: Sezen Aksu şarkıları yeni kuşak seslerle tekrar tekrar kayda giriyor, Tarkan her dönüşünde gündem oluyor, 90'lar popu remikslerle yeniden dolaşıma çıkıyor. Türk popu taşıyıcısını değiştire değiştire ilerliyor ama hafızası hep yanında. Bu hafızayı ne kadar iyi taşıdığınızı merak ediyorsanız, Quizo'nun müzik kategorisinde bir rakip bulup kendinizi sınayabilirsiniz — dönüm noktalarını okumak başka, soruları süre işlerken hatırlamak başka.

Sık sorulanlar

Türk pop müziği ne zaman başladı?

Kökeni 1960'ların aranjman akımına uzanıyor; yazıda dönemleri sırayla ele alıyoruz.

Aranjman ne demek?

Yabancı bir şarkının Türkçe sözlerle yeniden yorumlanması.

Bu kategoride Quizo'da oyna →

Müzik sorularıyla puan topla, rakiplerine meydan oku.

Quizo nedir?

Müzik kategorisindeki tüm yazılar