Periyodik tablonun en şaşırtıcı 10 gerçeği
Periyodik tablonun en şaşırtıcı 10 gerçeği: Quizo bilgi yarışması blogunda kaynaklarıyla ele alıyoruz.
Okul sıralarında ezberlenmesi gereken bir duvar afişi gibi hatırlanır ama periyodik tablo aslında bilim tarihinin en cesur tahmin listesidir. İçinde yalnız bilinen maddeler değil, henüz bulunmamış olanlar için ayrılmış boşluklar da vardır. Bugün 118 elementi barındıran bu tablo, kimyanın alfabesi olduğu kadar bilgi yarışmalarının da en verimli soru kaynaklarından biri. İşte çoğu insanın bilmediği ya da yanlış hatırladığı on gerçek.
Tablo nasıl doğdu?
1. Mendeleyev tabloyu boşluklarıyla birlikte yayımladı
Rus kimyager Dmitri Mendeleyev 1869'da elementleri özelliklerine göre dizdiğinde, sıraya uymayan yerleri zorlamak yerine boş bıraktı. Bu boşlukların bir gün dolacağını söylemekle de kalmadı, oralara gelecek elementlerin yoğunluğunu ve erime noktasını önceden tarif etti. Birkaç yıl içinde galyum ve germanyum keşfedildiğinde ölçülen değerler tahminlere şaşırtıcı biçimde yakın çıktı. Tabloyu kalıcı kılan şey düzen değil, bu öngörü gücüydü: iyi bir sınıflandırma, henüz görmediğiniz şey hakkında da konuşabilmenizi sağlar.
2. Sıralama atom ağırlığına göre değildir
Mendeleyev elementleri atom ağırlığına göre sıralamıştı ve bu yüzden birkaç yerde sırayı bozmak zorunda kaldı. Doğru ölçütün proton sayısı olduğu, yani her elementin kimyasal kimliğini çekirdeğindeki proton sayısının belirlediği ancak 20. yüzyılın başında anlaşıldı. Bugün tablodaki sıra numarası bu proton sayısıdır ve atom numarası diye anılır. Bir elementin adını değiştiren tek şey proton sayısıdır: bir proton eklerseniz elinizdeki madde artık başka bir elementtir. Bu düzeltme tabloyu sadece daha düzenli yapmakla kalmadı, neden böyle çalıştığını da açıkladı. Aynı sütunda alt alta duran elementlerin benzer davranması tesadüf değildir; en dış kabuklarındaki elektron sayısı aynı olduğu için kimyasal huyları da birbirine benzer. Yani tablonun satırları ile sütunları yalnız bir yerleştirme düzeni değil, atomun iç yapısının haritasıdır.
Sütunlar ne anlatır?
3. Soy gazlar tepkimeye girmemekle ünlüdür
Tablonun en sağındaki sütunda helyum, neon, argon, kripton ve ksenon durur. Elektron kabukları dolu olduğu için başka atomlarla bağ kurmaya istekli değillerdir, adları da bu isteksizlikten gelir. Bu sütunun en tanıdık üyesi neondur: tabelalarda kullanıldığında turuncuya çalan kırmızı bir ışık verir, öyle ki bugün her renkli tabelaya alışkanlıkla neon deriz. Helyumun hikâyesi ise daha ilginçtir; Dünya'da bulunmadan önce Güneş'ten gelen ışığın tayfında fark edildi ve adını Yunancada güneş anlamına gelen kelimeden aldı.
4. Halojenler tablonun en hırslı sütunudur
Soy gazların hemen solundaki 17. grupta flor, klor, brom ve iyot yer alır. Soy gazların tersine, kabuklarını tamamlamak için tek bir elektron eksikleri vardır ve bu yüzden bulabildikleri her şeyle tepkimeye girerler. Elektron çekme gücü en yüksek element olan flor bu sütunun başındadır. Halojenler günlük hayatta göründüğünden çok daha yaygındır: sofra tuzundaki klor, diş macunundaki flor bileşikleri ve yara antiseptiklerindeki iyot hep bu aileden gelir.
5. Alkali metaller suyla hiç anlaşamaz
Tablonun en solundaki 1A grubunda lityum, sodyum ve potasyum gibi metaller bulunur. En dış kabuklarındaki tek elektronu neredeyse hevesle bıraktıkları için suyla temas ettiklerinde şiddetli tepkime verirler; sodyumun suda ateş alması kimya derslerinin klasik gösterisidir. Bu kadar tepkin oldukları için doğada saf hâlde değil, hep bileşik olarak bulunurlar. Sofra tuzu tam olarak budur: son derece tepkin bir metal ile zehirli bir gazın birleşince mutfağa girecek kadar sakinleşmiş hâli.
Elementlerin şaşırtıcı özellikleri
6. Oda sıcaklığında sıvı olan yalnız iki element vardır
Elementlerin büyük çoğunluğu oda sıcaklığında katıdır, bir kısmı gazdır ve yalnız ikisi sıvıdır: metal olan cıva ile ametal olan brom. Cıvanın sıvılığı yüzyıllarca termometrelerde ve barometrelerde işe yaradı, sonra zehirliliği anlaşılınca yerini başka çözümlere bıraktı. Bir metalin akışkan olması sezgiye o kadar ters gelir ki cıvanın eski adlarından biri, kelimesi kelimesine su gümüşü anlamına gelir. Bromun sıvılığı ise daha az bilinir çünkü keskin kokusu ve aşındırıcılığı yüzünden gündelik hayatta karşımıza çıkmaz. Bilgi yarışmalarında bu soru sık sorulur çünkü çoğu kişi cıvayı hatırlar, bromu kaçırır. Aynı tuzağın bir başka hâli yoğunluk sorularıdır: doğada bulunan en yoğun element, adı çoğu kişiye hiç tanıdık gelmeyen osmiyumdur.
7. Aynı element bambaşka maddeler olabilir
Elmas ile kalem ucundaki grafit tamamen aynı elementten, karbondan oluşur. Aralarındaki bütün fark atomların nasıl dizildiğidir: elmasta her karbon atomu dört komşusuna sıkı sıkıya bağlanır ve bilinen en sert doğal maddelerden biri ortaya çıkar, grafitte ise atomlar birbirinin üzerinden kayabilen tabakalar hâlinde durur ve parmağınıza bulaşacak kadar yumuşak olur. Bir elementin bu farklı yapılarına allotrop denir ve karbon bu konudaki şampiyondur.
8. Aynı elementin farklı ağırlıkta türleri vardır
Bir elementin proton sayısı sabittir ama nötron sayısı değişebilir. Aynı elementin farklı nötron sayısına sahip bu türlerine izotop denir. Kimyasal davranışları neredeyse aynıdır, kütleleri farklıdır ve bazıları kararsız olduğu için zamanla bozunur. Arkeolojinin en güvendiği yöntem tam da buna dayanır: karbonun kararsız izotopunun düzenli bir hızla azalması, organik kalıntıların yaşını hesaplamayı mümkün kılar. Bir maddenin başlangıç miktarının yarısının bozunması için geçen süreye yarılanma süresi denir.
Adların arkasındaki hikâyeler
9. Simgeler çoğu zaman Latinceden gelir
Altının simgesinin Au, gümüşün Ag, demirin Fe, kurşunun Pb ve sodyumun Na olması keyfi değildir; bu simgeler elementlerin Latince adlarından kısaltılmıştır. Antik çağdan beri bilinen metaller Avrupa biliminin ortak dilinde adlandırıldığı için Türkçe karşılıklarıyla hiç örtüşmezler. Bu yüzden simge soruları bilgi yarışmalarının vazgeçilmezidir: Cu ile bakırı ya da Sn ile kalayı eşleştirmek, ancak bu tarihi bildiğinizde kolaydır.
10. Elementler ülkelerden ve bilim insanlarından ad alır
Tablonun sağ alt köşesine doğru gidildikçe adlar coğrafyaya ve insanlara dönüşür. Galyum Fransa'nın, germanyum Almanya'nın eski adından türetilmiştir. Marie ve Pierre Curie'nin keşfettiği iki elementten biri olan polonyum, Marie Curie'nin memleketi Polonya'ya ithafen adlandırılmıştır; diğeri, ışıma anlamına gelen kökten gelen radyumdur. Tablonun ilerleyen bölümlerinde Mendeleyev'in ve Einstein'ın adını taşıyan elementler de vardır. Doğada kendiliğinden bulunan elementler uranyumda biter, ondan sonrası laboratuvarda üretilir.
Yarışmada periyodik tablo neden işe yarar?
Periyodik tablo soruları bilgi yarışmalarında sevilir çünkü cevapları tartışmaya kapalıdır ve tablo bir kez kavrandığında yüzlerce soru birkaç kurala indirgenir. Sütunları tanıyorsanız bir elementin nasıl davranacağını ezberlemenize gerek kalmaz, tahmin edebilirsiniz. Simgelerin Latince kökenini bildiğinizde ise onlarca eşleştirme sorusu kendiliğinden çözülür. Kimya bilginizi denemek isterseniz aşağıdaki mini quiz iyi bir başlangıç, gerisi Quizo'daki bilim kategorisinde sizi bekliyor.
Sık sorulanlar
Periyodik tabloyu kim buldu?
Elementleri özelliklerine göre düzenleyen ilk tabloyu 1869'da Rus kimyager Dmitri Mendeleyev yayımladı.
Oda sıcaklığında sıvı olan elementler hangileridir?
Cıva ve brom. Cıva bir metal, brom ise bir ametaldir.
Bu kategoride Quizo'da oyna →
Bilim sorularıyla puan topla, rakiplerine meydan oku.
Quizo nedir?