Cumhuriyet tarihinin kesinleşmiş 10 ilginç olgusu
Cumhuriyet tarihinin kesinleşmiş 10 ilginç olgusu — Quizo bilgi yarışması blogunda kaynaklarıyla ele alıyoruz.
· güncellendi
Cumhuriyet tarihini hepimiz okulda okuduk; ama sınav ezberleri ile hikâyenin kendisi aynı şey değil. Ankara'nın başkent oluşunun cumhuriyetin ilanından önce gelmesi, son halifenin hiç padişahlık yapmamış olması, bir ülkenin bir gecede alfabesini değiştirmeye karar vermesi... Yakın tarihimiz, kurgusu iyi bir romana taş çıkartacak dönüm noktalarıyla dolu. İşte tartışmasız kayıtlara dayanan, ama gündelik bilgimizde çoğu zaman eksik duran on olgu.
Cumhuriyetin ilanı nasıl gerçekleşti?
1. Saltanat, cumhuriyetten önce kaldırıldı
Sıralama çoğu kişinin aklındakinin tersidir: Osmanlı saltanatı 1 Kasım 1922'de, yani cumhuriyetin ilanından yaklaşık bir yıl önce kaldırıldı. Son padişah VI. Mehmed (Vahdeddin) kısa süre sonra ülkeden ayrıldı. Böylece Türkiye, resmen cumhuriyet olmadan önce fiilen padişahsız bir devlet olarak yaşadı.
2. Ankara, cumhuriyetten önce başkent oldu
Bir başka ters köşe: Ankara'nın başkent ilan edilişi 13 Ekim 1923'tür — cumhuriyetin ilanından on altı gün önce. Yani cumhuriyet, ilan edildiği anda başkenti zaten Ankara olan bir devlette doğdu. Yüzyıllardır payitaht olan İstanbul'un bu unvanı kaybetmesi, dönemin en radikal kararlarından biriydi.
3. İlan, bir akşam oturumunda gerçekleşti
29 Ekim 1923'te cumhuriyet, uzun bir kuruluş töreniyle değil, anayasada yapılan bir değişikliğin Meclis'te kabulüyle ilan edildi; oturum akşam saatlerinde sonuçlandı ve karar top atışlarıyla duyuruldu. Aynı gece Mustafa Kemal Paşa ilk cumhurbaşkanı seçildi, ilk hükümeti kurma görevi ise İsmet (İnönü) Bey'e verildi. Yani cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı, ilk başbakanı ve rejimin adı, aynı akşamın birkaç saatine sığdı — dünya tarihinde pek az rejim değişikliği bu kadar hızlı resmiyet kazanmıştır.
Saltanattan halifeliğe: tasfiyenin iki perdesi
4. Son halife, hiç padişahlık yapmadı
Saltanat kaldırıldıktan sonra halifelik bir süre yalnızca dini bir makam olarak devam etti ve bu makama Abdülmecid Efendi seçildi. Yani Osmanlı hanedanının son halifesi, hiçbir zaman tahta çıkmamış bir şehzadeydi. Ressamlığıyla da tanınan Abdülmecid Efendi, bu sıra dışı unvanı yaklaşık bir buçuk yıl taşıdı.
5. Halifelik 1924'te, köklü bir paketle birlikte kaldırıldı
3 Mart 1924 tek bir kanunun değil, bir dizi dönüşümün tarihidir: aynı gün halifelik kaldırıldı, eğitimi tek çatı altında toplayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi ve hanedan mensuplarının yurt dışına çıkarılması kararlaştırıldı. Cumhuriyetin kurumsal iskeleti büyük ölçüde bu tek günde şekillendi.
Harf, takvim ve gündelik hayatın yeniden kurulması
6. Alfabe birkaç ay içinde değişti
Harf devrimi kanunu 1 Kasım 1928'de kabul edildi ve yeni Türk alfabesine geçiş şaşırtıcı bir hızla uygulandı; kısa bir geçiş döneminin ardından resmi yazışmalar ve basın Latin harflerine döndü. Yetişkinlere okuma yazma öğretmek için açılan Millet Mektepleri, dönemin en geniş katılımlı eğitim seferberliklerinden biri oldu; Atatürk'ün kara tahta başında yeni harfleri öğrettiği fotoğraflar, dönemin en tanınmış görüntüleri arasındadır. Bir alfabenin bu ölçekte ve bu hızda değiştirilmesi, dil tarihçilerinin bugün de örnek gösterdiği ender deneyimlerdendir.
7. Takvim ve saat de değişti
1925 sonunda kabul edilen kanunlarla miladi takvim ve uluslararası saat sistemine geçildi; hicri ve rumi takvimlerin resmi kullanımına son verildi. Yıllar sonra, 1935'te hafta tatili de cumadan pazara alındı. Yani cumhuriyetin ilk on beş yılında yalnızca rejim değil, zamanın kendisi yeniden düzenlendi.
8. Herkesin soyadı yüz yıldan yeni
Soyadı Kanunu 1934'te kabul edildi; o güne dek insanlar baba adı, lakap ya da memleketle anılıyordu. Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı, aynı yıl çıkarılan özel bir kanunla verildi ve bu soyadının başkası tarafından kullanılması yasaklandı. Bugün taşıdığımız soyadlarının neredeyse tamamı, tarihi yüz yılı bulmayan bilinçli tercihlerdir; aile büyüklerinin soyadını nasıl seçtiği, pek çok ailede hâlâ anlatılan bir hikâyedir.
Seçim tarihinden notlar
9. Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce oy kullandı
Türkiye'de kadınlar 1930'da belediye seçimlerinde, 1934'te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı; 1935 seçimlerinin ardından ilk kadın milletvekilleri Meclis'e girdi. Bu tarihler, kadınların ulusal düzeyde oy hakkını Fransa ve İtalya gibi ülkelerden yıllar önce kazandığı anlamına gelir — sık sorulan, bir o kadar da yanlış bilinen bir karşılaştırma.
10. Çok partili hayata iki başarısız provayla gelindi
Tek parti dönemi kesintisiz değildi: 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu; ikisi de kısa sürede kapandı ya da kendini feshetti. Kalıcı geçiş, 1946'daki ilk çok partili seçimin ardından 1950'de geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerini Demokrat Parti'nin kazanmasıyla iktidar, cumhuriyet tarihinde ilk kez seçim yoluyla el değiştirdi — sistemin sınavı geçtiği an olarak kayıtlara geçen gün budur.
Bu on olgunun ortak yanı şu: hiçbiri yorum ya da efsane değil, tamamı tarih ve tutanaklarla sabit. Yine de bir sofra sohbetinde "Ankara ne zaman başkent oldu?" diye sorduğunuzda yanlış cevap alma ihtimaliniz hayli yüksek. Yakın tarih, en bildiğimizi sandığımız yerde en çok şaşırtan alan — belki de tam bu yüzden iyi bir bilgi yarışmasının en keyifli kategorisi.
Sık sorulanlar
Cumhuriyet ne zaman ilan edildi?
29 Ekim 1923.
Harf devrimi hangi yıl yapıldı?
1928.
Bu kategoride Quizo'da oyna →
Siyaset sorularıyla puan topla, rakiplerine meydan oku.
Quizo nedir?